İçeriğe geç

Hadi, bir imza da buna atsanıza…

WhatsApp

Özgürlük; muhalefet; sınırsız sorumsuz fikri üretim; akademik bağımsızlık… Kendilerini PKK destekçisi durumuna düşüren 1128 imzacı akademisyeni savunanlar bu lafları kullanıyorlar ya… Şimdi bunlar, bir süre önce kanlı bir terör saldırısına uğramış olan Fransız Charlie Hebdo mizah dergisini savunurken “Hepimiz Charlie Hebdo'yuz” diyenler gibi, son sayısındaki Aylan bebekle ilgili karikatürün gördüğü sert eleştiriler karşısında da benzer bir reaksiyon gösterebilirler mi dersiniz?

Bildiğiniz üzere bu mizah dergisi çizerleri, 'Kara mizah' denen üslubu benimsemiştir ve esas olarak taktığı alan da İslamofobi'dir… Yani Müslümanlarla en galiz şekilde alay ederek mizah yapmayı bir duruş olarak benimsemiştir…

1128 imzacı arasında bulunan bazıları gibi, başkalarını tahrik edip kendilerine karşı agresyon yaratmayı ve bu şekilde de popüler bir gündeme ulaşmayı matah sanan bir anlayışın hasta beyninden çıkabilecek bu türden yaklaşımı, bakalım bizim imzacı 'ecnebi aydınlarımız', destekleyip, bu hastalıklı mizah anlayışına da sahip çıkabilecekler mi acaba? 'Demokrasi, özgürlükler, zihnî bağımsızlık' adına.

Bilindiği üzere bizim anladığımız mizahta tüm taraflar 'güler' ya da 'tebessüm' eder… Bir taraf 'kafa bulurken' öteki tarafın kahrolduğu duruma 'mizah' denmez… Sinizm denir, Tahkir denir, Aşağılamadenir, Tahrik denir…

Son karikatürde Charlie Hebdo bu kez nâşı kıyılarımıza vurmuş olan göçmen yavrucak Aylan Kurdi'ye sarmış.

'Riss' (Laurent Sourisseau) imzalı “Göçmenler” başlıklı karikatürde Aylancığın kıyıya vuran cesedi bir balon içinde görünüyor. Yanında “Küçük Aylan büyüdüğünde ne olurdu?” diye soruluyor. Cevap çizilmiş… Bir kadını elleri açık halde kovalayan iki iğrenç kişi… Aylan Kurdi'nin büyüdüğünde Almanya'daki tacizcilerden biri olabileceği yazılmış… Fransızca'da arkadan elle tacizde bulunanlar için kullanılan'Tripoteur' kelimesi kullanılmış...

Hadi buyurun bir bildiri de Hebdo'nun bu sayısı için hazırlayın…

Öyle ya… PKK teröründen tek söz etmeden 'sınırsız sorumsuz ifade özgürlüğünden' yana değil misiniz?.. Burada da Hebdo'nun art veya art olmayan niyetinin ne önemi var… Destekleyin hemen… Bakın bu millet ne yapıyor sizi…

Dün Başbakan Ahmet Davutoğlu YÖK heyeti önünde konuştu ve tüm akademisyen ve entelektüel kimliği ile imzacı akademisyenlere ve bunların aralarında “Hay Allah, okumadan imzalamıştım!” diye yol yakınken dönenlere müthiş bir ders verdi. Kaçıranlar internetten bulup mutlaka izlemeliler…

Ekol Et de ayağına sıkmış…

Siz düne kadar Ekol Et diye bir marka duymuş muydunuz?.. Sanmam… Ben de duymamıştım… Kendi ayağına kurşun sıkıp, kendi krizini katlayarak büyütmese daha uzun süre de duymazdık… Çünkü uluslararası 'İş Dünyası Tabiri' ile B2C (Kurumdan Tüketiciye) değilB2B (Kurumdan Kuruma) iş yapıyor. O nedenle geniş hedef kitlesine hitap etmesine gerek yok yani…

Ama gelin görün ki, arkadaşlar bir gazetede çıkan haber üzerine Hürriyet'in 7. Sayfasını boydan boya kapatıp, krizlerini cümle âleme ilan etmişler…

Tabii çok özel ve ender durumlarda işe yarayan o ünlü ifadenin altında girmişler ilanı: “Kamuoyuna duyuru”…

Özetle şöyle demişler:

“Firmamızın adının geçtiği habere konu olan yer, pek çok firmaya hizmet veren ve Ekol Et'e ait olmayan bir soğuk hava depolama tesisidir. Haberde geçen tonlarca kaçak et iddialarına rağmen, Firmamıza da kullandırılan ortak depolama alanında bulunduğu iddia edilen ve ilgili makamlarca tutanak altına alınan yabancı menşeli dana eti miktarı yalnızca 25 kg'dır. İddiaların aydınlatılması için gerçekleştiği tarihten bu yana 20 gündür yetkili makamlarca pek çok denetime tabi tutulan tesislerimizde herhangi bir olumsuzluk tespit edilememiştir”

Altında imza: Ekol Et logosu… Haber nerede çıkmış? Bir gazetede ve bazı internet sitelerinde. “Kriz nereden geliyorsa oradan yanıt ver!” Üç numaralı ilkedir ama önemlidir. Bir numara hasar tespitidir (Çünkü hasar yoksa, ve yine de konuşursan hasarı bizzat oluşturursun); İki numara hız'dır (İletişim kanalını sen doldurmazsan başkası doldurur); üç numara ise 'Krizi söndürmek için krizin geldiği kanalı kullan' şeklinde özetlenebilir. Yoksa kendi olumsuz haberini kendin yaymış, olmayan şüpheyi körüklemiş olursun…

Bu son durumda, Ekol Et adını hiç duymamış olanlar, şimdi bu markayı duydular… Hem de hangi bağlamda? Acaba durduk yerde kaç yeni kişinin kafasında, “Bunlar karışık kuruşuk işler yapıyorlardır” algısı edinerek…

Bu tür tam sayfa “Kamuoyuna Duyuru” iki tarafı keskin kılıçtır. Çok nadir durumlarda özenle kullanılırsa, o da gerçekten çok dikkat ederek, belki hedefine ulaşır… Ben şahsen hedefine ulaşmış 'Kamuoyu Duyurusu'na rastlayamadım Türkiye'de… Tersine kendi krizini körüklemiş, ayağına sıkmış birçok ilana tanık oldum… Allah kolaylık versin Ekol Et'e…

Kavramlar

İlgili yazılar