Hesaplaşmayalım, helalleşelim!
Algılamayı yönetebilmek için hedef kitlenin kültür ve değerlerini idrak etmenin olmazsa olmaz koşulların başında geldiğini hem yazar, hem anlatır dururuz. Bu koşul ihmal edildiği takdirde her türden iletişim etkinliğinin çakılabileceğini de... Genzine su ya da bir yiyecek maddesi kaçıp da öksüren birinin sırtına vurarak “helal helal!” diyebilme zarafetini göstermiş bir halkı, hedef kitlesi olarak kabul eden tüm siyasilerin, Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan’ın sesine kulak vermesinde yarar var. Bizim gazetede Şenay Yıldız’ın “Doğu'da değişimin şifreleri” başlıklı dizi yazısının üçüncü bölümünde Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan diyor ki: “Hesaplaşmayalım, helalleşelim!”
2006 yılında Vehbi Koç Vakfı’nın 100 bin Dolarlık “anasının ak sütü gibi helal” ödülünü Sakarya’ya anasının adına yaptırdığı okul ile helal eden, Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan, katladığı paraşütle atlanılacak insanlardan biridir. Vali Okutan, yıllar boyu Bitlis’ten Gümüşhane’ye, Siirt’ten Sakarya’ya, Trabzon’dan Şanlıurfa’ya kadar halkın nabzını tutarak yaptığı tüm işlerde bu güven duygusunu herkese vermiş bir yönetici. Bu nedenle “Hesaplaşmayalım, helalleşelim” ifadesinin günümüzdeki manasını, hem söylenene hem de söyleyene bakarak değerlendirmek lazım.
***
Yeryüzünde birbirleri üzerindeki haklarından karşılıklı olarak vazgeçtiklerini, haklarını helâl ettiklerini, bağışladıklarını açıklıkla dile getiren kaç tane millet vardır ki? Helalleşmek, toplumsal bir değer olarak duygusal kayıtlarımızda derin izler bırakmışken, “hesaplaşmak”, karşılıklı olarak kullanılacak kozları ön plana çıkardığı için olmalı, -feodalite artığı kan davası suçlarının aleti olan insansılar dışında- Türk halkının kültürel genlerinde yer edinememiş bir kavram. Hesaplaşma’ya “yüzleşme” anlamında, olumlu olarak bakıldığında da bu yaklaşımın geçerli olacağını sanıyorum.
***
Şanlıurfa Valisi Sayın Okutan, halkın ortak değerlerinin ön plana çıkartılması gerektiğini belirterek, “etnisite üzerinden çözüm bizi ayrıştırmaya götürür.” diyor ve Şanlıurfa’nın hem bölgesel hem de uluslararası politikalarda önemli bir “siklet merkezi” olduğuna dikkat çekiyor. Şu sözlerine katılmamak mümkün mü?
“Urfa merkezli bir yaklaşım, değer endeksli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, bütünleştirici olur ve zenginliği arttırır. Urfa'da Arapça, Kürtçe, Türkçe konuşulur ama kimse kendisini sadece etnisite üzerinden değil, ortak tarih ve değerler üzerinden tanımlar. Bizi biz yapan değerlere vurgu yapmak daha sağlıklı ve bütünleştiricidir.”
***
Derde derman arandığı zamanlarda akil adamların ne dediğine özellikle dikkat etmek lazım.“Odaklanılmış mesajlar”a ihtiyacımızın olduğu dönemlerden geçerken, üzerinde geniş çevrelerce fikir birliğine ulaşılmış bir bakış açısı olması nedeniyle “hesaplaşmayalım, helalleşelim” uyarısının tüm siyasiler tarafından içselleştirilmesinde fayda görüyoruz. Şanlıurfa milletvekili adaylarından tanıdığımız tek isim Zeynep Karahan Uslu hanımefendi... Bu nedenle, kendisine nazımız geçer diye düşünerek Sayın Valimiz Nuri Okutan’ın “ortak değerler” meselesindeki yaklaşımına kulak vermesini beklediğimizi belirtelim. Diğer yandan hiç unutulmasın ki, iletişimi tüm süreçleriyle yönetmek, ittifaklar meselesiyle birebir alâkalıdır. Bağdaşmayan çıkarlar arasından geleceğimiz adına en sağlıklı işbirliklerini oluşturmadan, içine düşülen YSK türü şaşkınlıklardan kurtulmak mümkün görünmüyor.
Kim kendini “karar verici” konumunda yetkin sayıyorsa, önce ittifak alanlarını belirlesin ve bu alanlarda kim var kim yoksa her biriyle helalleşsin. Taraf tutarken fikri tasallutlarına teslim olmamayı becerebilenlerle...
Not: Bir önceki yazımızda klavyede yanyana duran “y” ve “t” tuşlarının azizliğine uğrayıp YSK yerine TSK demişiz. Kasten yapsanız ancak bu kadar olur. Genelkurmay’ın İletişim Daire Başkanlığı’nın gözünden kaçmamış. Hemen bir faks... Tuğgeneral Tayyar Süngü, “Kamuoyu tarafından yanlış algılamalara yol açabilecek bu hatanın “YSK” olarak düzeltilmesini saygılarımla rica ederim.” diyor. Düzeltir, özür dileriz.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Dijital meydan muharebesi
Orta Doğu’nun barut kokusuna bu kez dijital dünyanın mermileri eşlik ediyor. Havadaki ve patlayan füze görüntüleri, “Demir kubbe delindi mi, delinmedi mi’ ” tartışmaları en büyük…
- Hasar yoksa ‘kriz’ yoktur!..
Bir krizi yönetmekle ‘krizin iletişimini’ yönetmek arasında büyük farklar vardır… İkisi arasındaki farkı kavramadan ve bir vakanın ‘kriz’ mi yoksa sadece ‘sorun’ mu olduğunu ölçüp…
- İtibar ve Yumuşak Güç
Kişilerde ve kurumlarda ‘İtibar’ her şeyi belirler dersek, abartmış olur muyuz? Hiç sanmıyorum… En nitelikli insan kaynağını en uygun ücretlerle transfer etme şansını elde etmez m…
- Yalnızlığın dayanılmaz hafifliği…
Birini tanımak, soruşturmak için bazı geleneksel, sembolik sorularımız vardır: “Kimdir, nedir, ne yer, ne içer…” deriz… Ya da biraz daha karmaşık düşünmeye yatkınsak, “Bana arkada…