Kazananı olmayan oyun…
Bir kuruluşun (devlet, şirket, herhangi bir organizasyon), hatta kişinin kendisi için saptadığı, sahip çıktığı varoluş nedeni, onun tüm süreçlerini belirler. Ancak, o takdirde kurum, kişi ve/veya marka kalıcı bir süreklilik yakalayabiliyor.
Bundan yıllar önce “CHP denince aklınıza ne geliyor?” diye seçmen kitlelerine sorduklarında şu tür yanıtlar alınırdı: “Atatürk’ün kurduğu parti”, “Cumhuriyeti inşa etmiş olan parti”, “Özgürlüklerden yana, sosyal demokrat bir parti”…
Aynı soruyu bugün sorsalar ne tür cevaplar çıkardı sizce?..
İlk cevap, hizip kavramıyla özdeşleştirilen “CHP’nin kendi içinde tekrar bölündüğü” olurdu herhâlde. Akla gelebilecek diğer olası tanımlar da şöyle olabilir: “1945 yılından bu yana kendi bünyesinden tam 12 siyasi partinin türemesini engelleyememiş”, “Bütünlükten (integrity) uzaklaşmış; rüşvet, irtikap, suistimal kavramlarıyla birlikte anılan”, “Ülkenin temel meseleleriyle ilgili hiçbir vizyon geliştiremeyen”, “Ciddi fikir ve duruşlardan ziyade bireysel kariyerciliğin çatıştırıldığı bir parti.”
Varoluş nedeni, kökenindeki mana konusunda bu kadar büyük değişim gösteren bir kurumda eksen kaymasından söz etmek mümkündür. Bu durumda ilk yapılacak şey de o yapının kuruluş ayarlarına döndürülmesidir.
Ölçümlemeler de CHP’deki değişimin hedef kitlesi tarafından pek de olumlu karşılanmadığına işaret ediyor. Areda Survey’in “Mayıs Sosyometre Araştırması”na göre, bu pazar milletvekilliği seçimi olsa AK Parti’ye oy vereceklerin oranı yüzde 34,7 çıkmışken CHP’ninki yüzde 28,6’ya gerilemiş. Bu rakamlar aynı araştırma şirketine göre, yaklaşık bir yıl önce, AK Parti için yüzde 32,6, CHP içinse yüzde 34,9 imiş.
Aynı hedef kitlenin, CHP’de olan bitenle ilgili düşüncelerine gelince, rakamlar şöyle diyor:
Delegelere maddi menfaat sağlanmasını ahlaken ve hukuken yanlış bulanlar %94,3; butlan kararını doğru bulanlar %51,9; CHP’de ayrışma yaşanacağını düşünenler %63; yeni parti kurulması gerektiğine inananlar % 51,9; belediye başkanlarıyla ilgili aşk iddialarını topluma kötü örnek olduğunu düşünenler %63,5; Uşak Belediye Başkanı’nın itiraflarının mevcut yönetimi yıprattığını söyleyenler %58,9; Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline ilişkin istinaf mahkemesi kararını doğru bulanlar %51,9; Ali Babacan’ın “Ülkenin yönetimini CHP’ye bırakamayız” açıklamasını haklı bulanlar %56,3.
Ayrıca, 7 Haziran 2026 tarihinde 6 yerleşim yerinde ve 362 mahallede yapılan ara seçimlerin kesin olmayan sonuçları da bu anlamda bir uyarı olarak değerlendirilebilir. Cumhur İttifakı 5 beldede, CHP ise 1 beldede belediye başkanlığı kazanmış.
İletişim biliminde ve itibar yönetiminde kural nettir: “Gerçeklik, algılanan şeydir.” Eğer siz kurumsal bütünlüğünüzü, yani varoluş nedeninizi, bireysel çekişmelerin sığ sularında feda ederseniz, kamuoyunun zihnindeki algı faturası böyle ağır olabilir.
CHP, adeta bir kısırdöngünün, kazananı olmayan amansız bir oyunun pençesindedir. Sadece CHP’mi kaybediyor? Güçlü bir muhalefet olmaması iktidarı da demokrasiyi de ülke itibarını da zayıflatır.
Bir tarafta Özgür Özel’in ‘agresif’ tutumu var; ki iletişimde öfke ve aşırı reaksiyon, çoğu zaman içerikteki vizyon eksikliğini örtme çabası olarak algılanabilir. Özel’in kapsayıcı bir devlet adamı profilinden ziyade, sürekli bir kavga ve polemik iklimini besleyen saldırgan üslubunun, partinin ihtiyaç duyduğu toplumsal güven kredisinin her geçen gün biraz daha erimesine neden olduğu görülüyor.
Diğer tarafta ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘regresif’ (gerileyen/gerileten) tutumu var ki; siyasi iletişim ileriye doğru yapılır, geçmişin hesaplaşmalarına, delege hesaplarına ve gizli ajandalarına sığınarak değil…
Yarına bir iz…
Satın alma davranışını doğrudan etkileyen en önemli unsurların başında, markaya duyulan güven gelir. Güven ise itibarla tesis edilir. İtibarı sağlayan parametrelerin ilk sırasında ise kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları bulunur.
Pazarlama iletişiminin bu kavram zincirini ‘doğru’ uygulayan kurumlardan Danone Türkiye, Kahramanmaraş depremlerinin ardından Hatay’da başlattığı “Yarına Bir’İz” kurumsal sosyal sorumluluk programıyla bölgedeki dayanışmayı kalıcı bir ‘iyileşme hareketine’ dönüştürmeyi hedeflemiş.
Gülmek İyileştirir Derneği paydaşlığında yürütülen projenin öne çıkan başlıkları şunlarmış:
Çevre dostu barınma: Hatay’da kurulan 100. Yıl Köyü’nün sürdürülebilirlik sponsoru olan şirket, köyün ilk iki fazında bölgenin kendi toprağından, geri dönüştürülebilir kerpiç tuğlaların üretimini üstlenmiş.
Çocuk sağlığına destek: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi çocuk ve yenidoğan bölümlerine yaklaşık 100 adet tıbbi cihaz desteği sağlanmış. Ayrıca çocuk polikliniklerinde çocukların rehabilitasyonu için iki oyun odası kurulmuş.
Gençlere mentorluk: “Güçlü Nesillerle Güçlü Gelecek” programı kapsamında, afetzede 20 gence kişisel ve mesleki gelişim seansları ile Danone çalışanları tarafından birebir mentorluk desteği verilmiş.
"B Corp" (Faydalı Şirket) sertifikası sahibi Danone Türkiye'nin Genel Müdürü Cem Küçükcan, toplumsal fayda yaratmayı bugünden yarına uzanan ortak bir sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, Hatay’ın kalkınmasına ve geleceğin yeniden inşasına uzun soluklu projelerle katkı sunmaya devam edeceklerini vurgulamış.
Bu çalışmaları kesintisiz (permanent) hale getirebildiği takdirde Danone Türkiye, kendisine ciddi bir itibar avantajı sağlayabilir.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Reçete...
Dün Yeni Şafak farklı bir sayfa düzeniyle yayınlandı… İki tane birinci sayfası vardı… Biçim, içeriğe verilen önemin altını çiziyordu… Okuru karşılayan ilk sayfa, “Ekonominin kurtu…
- Bu iş mahalleden başlamalı…
Türk TV’lerindeki haber ve tartışma programlarını izleyenler acaba nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar? Ve başta çocuklar olmak üzere ‘maruz kalanlar’, bu h…
- Kendi değerini üretebilenler kazanacak!..
Yıllar öncesinden dostumuz, sözüne ve özüne güvendiğim iletişim ustalarından Kemal Öztürk kardeşimiz, medya sektöründeki ekonomik daralmayı yalnızca ticari bir sorun olarak değil,…
- ‘Bunlar’ adam olmaz…
Neymiş, İstanbul Havalimanı (İGA) inşa edilirken bir miktar ağacın kesilmesi zorunlu hâle gelmiş… Türkiye’nin tekâmülü, iyiliği adına getirilen her projeye, her yatırıma karşı çık…
