Nerede o eski bayramlar(!)
Hiçbir zaman, “Nerede o eski bayramlar” diye düşünenlerden olmadım. Böyle düşünemediğim için rahatsızlık da duydum, hatta kendimi de suçladım.
Çünkü her sene gelen bayram, bir öncekine ya da on yıllar öncesindekine benzesin ya da benzemesin, bana hep ‘neşe’ kaynağı oldu. Geçmişte de öyleydi, şimdi de öyle…
‘Nostalji’ dedikleri ‘eskiye özlem’, ne hikmetse benim için hep romantik bir çağrışım olarak kaldı… Geçmişin iyi, bugünün kötü, yarının daha da kötü olacağını düşünenlerden olamadım. ‘Zeitgeist’ (zamanın ruhu), hayatımda, düşüncemde hep en önde yer aldı.
Öte yandan nostaljiye tapanlar, fütürizmi de kendilerine benzettiler. Hollywood’un fütüristik soyutlamalarını düşünelim… Hepsi birer vasatlık ve kötülük abideleri gibidirler… Kapkaranlıktırlar…
Ne demek istediğimizi bir iki örnekle zenginleştirelim… Toplumsal dinamiklerin, üretim biçimlerinin bizi taşıdığı mekân ve zaman perspektifi gelip büyük kentlerde kesişiyorsa, biz de o büyük kentlerde yaşamayı tercih ediyorsak o zaman ‘geniş ailenin’ yavaş yavaş ayrışıp ‘çekirdek ailenin’ öne çıkmasını ve tatil fikrinin devreye girmesini, bayramında bu çerçevede değerlendirilmesini hoşgörü ile kabullenmemiz lazım.
“Denize gireyim ama ıslanmayayım”, “Koşayım ama terlemeyeyim”, “Yiyeyim ama şişmanlamayayım”, “Hem cam kenarı hem şoför arkası” olmuyor… Modern hayatın gerekleri, zamanın ruhu, bizi yüksek teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanmaya doğru itiyor.
Burada temel unsur şudur: Değişen ‘kültürdür’, ‘değerler’ değil.
Değerlere sahip çıkmak için de illaki kültürü savunmak gerekmez. Kültür, zamanın ruhuna göre değişir ve değişmelidir. Bayramda birbirimizi kutlamamız, büyüklerimizi aramamız, ölmüşlerimizin ruhuna dua okumamız değerlerimizle ilgilidir. Maddi imkânımız varsa ailece güzel bir tatil yapmamız kültürle ilgilidir, değerlerle değil.
Bu bağlamda tatile çıkanları eleştirmek, zamanın ruhuna uyanları aşağılamak son derece gerici bir tutumdur. Bu nedenle nostaljiye, duygusal bir iki gönderme dışında atfedilen her önem aynen fütürizme atfedilen önem kadar insanın hayatını, ipotek ve baskı altına almanın bir yolu; onun mutluluğunu tehdit eden bir tutumdur.
Hepinize mükemmel bir Kurban Bayramı tatili diliyorum.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Ramazan, Laiklik ve İletişim Dili
Müstesna bir lütuf ve rahmet ayı Ramazan’ı idrak ederken, 168 imzalı “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisi gündeme düştü. Hayatın akışında elbette tesadüflerin yeri olduğu söy…
- Atasözlerine kaptırıp gitmeyin!..
Devletin temeli kültürdür, demiş Gazi Mustafa Kemal … Peki, kültürün taşıyıcısı, temeli nedir? Tabii ki dil… O nedenle bir toplumun Ortak Ruhi Şekillenmesini anlamak, daha doğrusu…
- Bu bir belgesel değil!..
Anglosakson kültürü etkisi altında olanlar buna ‘tribute’ derlerdi… Türkçe karşılığı için belki “saygı duruşu, takdir, anma, övgü” kelimelerinden biri kullanılabilirdi… Ancak, All…
- Takke düştü…
Hani Kanada Başbakanı bir tür “kopuştan” söz etti de olay oldu ya… Biz kopuştan çok “kırılma” diyoruz… Tarım Toplumu (ilkel komünal düzen), Feodal Toplum (kraliyetler, sömürgecili…