Sizi anlıyorum arkadaşlar
Haberleri görmüşsünüzdür. İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırıları protesto etmek isteyen genç bir çift, İsrail Başkonsolosluğu önünde arabalarını yakmış… Sonra metrobüse binerek evlerine dönmüşler. Haberde arabanın değerinin 250 bin TL olduğu ifade ediliyor.
“Uçağım da olsa aynı şeyi yapmak isterdim” demiş genç adam… İkisi de pişman olmadıklarını söylüyorlar. Yarım saat içinde karar vermişler ve yapmışlar…
Sizi anlıyorum, hem de çok iyi anlıyorum genç arkadaşlarım… Tanık olunan zulüm karşısında çaresiz hissetmek, eli-kolu bağlı durumda olmayı hazmetmek kolay değil. Ruhunuza sağlık. Ancak…
Leman Sam’ın seslendirdiği, sözleri Zeynep Talu’ta ait Çığlık şarkısı geliverdi aklımıza. Şu söz sıkça tekrarlanır orada: “Oldu da ne oldu”…
Akıl ve zekâ olmadan ruh tek başına işe yaramıyor. İyi niyetlerle alınan aksiyonlar eğer akıl ve zekâdan yoksunlarsa istenen sonucu vermeyebiliyorlar…
Çift de durumun farkında… Pişman olmasalar da “Arabayı yakacağınıza satıp parasını Filistin’e gönderseydiniz” diye kendilerini eleştirenlere katılıyorlar. “Bir hafta düşünseydik öyle yapardık” diyorlar…
“Alles Helal”
O iş öyle başlıktaki gibi olmuyor… Yani her şey helal değil… Ne hayatta ne de iletişim çalışmalarında… Bildiğiniz gibi ‘algılama yönetimi’ uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız o nedenle iki kelam etmeyi kendimizde hak gördüğümüz bir konu…
“Alles Helal” Türk kökenli Alman bir şarkıcı olan Elif Demirezen’e ait… Şarkının adı her şeyi anlatıyor… “Her şey helal” diyor genç şarkıcı. Her şey…
“Votka, tonik içerim ve gider geceleri dua ederim / Masada bazen dans ediyorum ve yükseliyorum / Cenneti hayal etmek istiyorum, erkek arkadaşımla yatağımda çıplağım ve bu her gün tercihim. / Baba, kızın günah içinde yaşıyor ve bunun için iyi nedenleri var / Belki aynı cennette gitmeyeceğiz, Baba / Hayatın tadının nasıl olduğunu bilmem gerek, her pisliği denemem gerek”
Genç bir kadını yerden yere vuracak değiliz. Yeteneği ya da ülkesindeki başarısı(zlığı) da bizi ilgilendirmiyor. İtirazımız, Elif Hanım’ın bu şarkıyla Alman ProSieben kanalında yayınlanan ve Eurovision’a alternatif olarak düzenlenen Free European Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etmesi… 16 ülkenin katıldığı yarışmada Türk jürisi de varmış; onların verdiği kararı da futbolcu Hakan Çalhanoğlu açıklamış…
Ülkemizin, kültür ve değerlerimize bu kadar ters sözlere sahip bir şarkıyla temsil edilmesi kabul edilebilir gibi değil. Her şeyiyle Alman olan Elif Hanım’ın bazı Türk medyası tarafından göklere çıkarılması da anlaşılabilir değil…
Ve nihayet böyle bir temsiliyetle mutabık olunmadığının açıklanmamasını da kabullenmek mümkün değil. Bundan sonra Elif en iyisi Almanya’yı temsil etsin. Yakışır…
Korsan futbolu öldürür
BBC Türkçe sitesinde ilginç bir röportaj yayınlandı. Konu, futbol maçlarının korsan yayını… Bazı spor yazarlarıyla görüşmüşler: Mehmet Demirkol ve Mustafa Taha… Digitürk hukuk baş müşaviri Onur Günel ve bir de ‘korsan yayıncı’ya haberde yer verilmiş…
Türkiye’de futbolun gelişimi kritik bir noktada. Ligin değerinin artması ve bu değer artışı oranında kulüplerin yayın gelirlerini artırmaları, korsan yayınla mücadeleye bağlı.
Demirkol konuyu şöyle özetlemiş:
“Stadyumun önünde forma da satılırdı kaçak olarak. Kulüpler bu konuya ciddi olarak eğildiler; ancak aynı bilinci ve kararlılığı kaçak yayın için taraftarlarla kurdukları ilişkide göstermiyorlar…
…Futbolun iki temel unsuru var: Oyuncular ve seyirciler. Ortaya bir ürün koymanız gerekiyor. O ürün de maç. En az değerli olan bizde o. Değeri düşüren de bizzat kulüp yöneticileri. Ürünün sahipleri, ürünün kötü olduğunu söylüyor. ‘Ekşi’ dersen, o yoğurdu kim alır? İnsanlar ürünün güvenilirliği, kalitesi iyi olduğu zaman alırlar.”
Yani olay çok yönlü. Eğer gerekli önlem alınmaz ve kaçak yayının önü kesilmezse futbolun geliri de kalitesi de düşecek.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Dijital meydan muharebesi
Orta Doğu’nun barut kokusuna bu kez dijital dünyanın mermileri eşlik ediyor. Havadaki ve patlayan füze görüntüleri, “Demir kubbe delindi mi, delinmedi mi’ ” tartışmaları en büyük…
- Hasar yoksa ‘kriz’ yoktur!..
Bir krizi yönetmekle ‘krizin iletişimini’ yönetmek arasında büyük farklar vardır… İkisi arasındaki farkı kavramadan ve bir vakanın ‘kriz’ mi yoksa sadece ‘sorun’ mu olduğunu ölçüp…
- İtibar ve Yumuşak Güç
Kişilerde ve kurumlarda ‘İtibar’ her şeyi belirler dersek, abartmış olur muyuz? Hiç sanmıyorum… En nitelikli insan kaynağını en uygun ücretlerle transfer etme şansını elde etmez m…
- Yalnızlığın dayanılmaz hafifliği…
Birini tanımak, soruşturmak için bazı geleneksel, sembolik sorularımız vardır: “Kimdir, nedir, ne yer, ne içer…” deriz… Ya da biraz daha karmaşık düşünmeye yatkınsak, “Bana arkada…