Wirofon rekabeti altüst etmiş...
15 Ağustos 2009 Akşam Gazetesi
Çok eski değil... Anneannem anlatırdı... Dedemin şoförü bir gün eve geldiklerinde arabanın bagajından bir alet çıkarmış; getirip masanın üstüne koymuş. 'Bak Münire Hanım' demiş, 'Ankara'dan konuşacaklar; biz bundan duyacağız. Hatta şarkı bile söyleyecekler, dinleyeceğiz...'
Çok eski değil... Ben işyerinde iki üç teflon hattını açık bıraktığımızı hatırlarım... Dakikalarca, bazen yarım saat bekledikten sonra hangisinden 'çevir sesi' gelirse, ondan konuşma yapardık... Ankara'yı aramak istediğimizde, santrala 'yıldırım tercihli' yazdırıp saatlerce bağlanmayı beklediğimizi hatırlarım... (Bu hatırlamaların devamı için bkz. wirofon.com'da Cem Yılmaz sunumu...)
Türk Telekom'un yeni teknolojisi ve ona bağlı ürün ve hizmetler paketi Wirofon adı ile lanse edildi. Wirofon ile ilgili bilgileri okurken aklım ister istemez yakın geçmişe gitti... Sen ışık hızında herhangi bir mobil operatör üzerinden ev telefonun aracılığıyla bütün telefon ve bilgisayar hizmetlerini kullan. Hem de bunu diğer cep telefon şebekelerinden çok daha ucuza yap:
Cep telefonundan ev hattının kullanılması durumunda, bir başka cep'i aradığınızda konuşmanın dakikası 9 kuruştan, bir başka sabit hattı aradığınızda ise nereden ararsanız arayın şehir içi tarifesinden, yani 9 kuruştan da ucuza fiyatlandırılacakmış. En ucuz cep telefonu tarifesinde ise tüm paketlerin ortalaması alındığında konuşmanın dakikasının ortalama 17 kuruşa geleceği hesaplanmış...
İşte zurnanın zırt dediği yer burası... Gerisi lafı güzaf... Teknoloji sadece hız değil, artık aynı zamanda ucuzluk da demek. Eğer, GSM şirketleri bu maddi koşulları zorlayamazlarsa, rekabet konusunda işleri zor...
Bu rekabet kime yarıyor? Telefon kullanıcısına, yani halka... Peki bu Wirofon Türk Telekom özelleştirilmeseydi, gündeme gelebilir miydi?..
Hayal bile edilemezdi... O halde Türk Telekom'un özelleştirilmesine karşı çıkanları (bunlar boğaz köprülerine, tüp geçitlere, İstanbul tünellerine falan da karşı çıkmışlardı) bir kez daha yadedelim mi... Edelim... Özlemle... Onlarsız hayat renksiz olurdu...
Otobüsü bulmanın garantili yolu
Bİr daha aday olmayacağını açıklamasına rağmen benim gönlümün Beşiktaş Kulübü Başkanı olan sevgili dostum Fikret Orman yedi göbekten Karadenizlidir. Sivri zekasının ve hoşgörülü mizah anlayışının dışında Karadenizlilere fazla benzeyen bir tarafı yoktur aslında. Her yaz memleketine bir uğrar, dönüşte de mutlaka anlatacağı bir hoşluk vardır yanında. Hani yolcunun otobüs şoförüne 'Canavar'da ineceğim' demesi gibi. Canavar, 'Trafik Canavarı Olmayın' levhasındaki canavarmış meğer...
Bu sefer de Hopa'dan kalkmışlar, Trabzon'a geliyorlar. Otobüs mola vermiş. Diğer bir dizi otobüsün yanına yanaşıp çay evinde demli çaylarını yudumladıktan sonra otobüslerine dönmüşler. Tam yerlerine oturmuşlar ki, ön kapıda bir adam seğirtmiş. İçeriye uzanıp 'Merhaba uşaklar' diye bağırmış, 'Dikkatlice bir bakın bakayım bana; ben bu otobüste miydim?'
Ne yapsın adamcağız? Bavulu var, eşyaları var... Risk büyük yani...
Bir sürü otobüsün içinde kendi otobüsünü bulmak için bundan daha pratik bir akıl olabilir mi?
Kavramlar
İlgili yazılar
- Dijital meydan muharebesi
Orta Doğu’nun barut kokusuna bu kez dijital dünyanın mermileri eşlik ediyor. Havadaki ve patlayan füze görüntüleri, “Demir kubbe delindi mi, delinmedi mi’ ” tartışmaları en büyük…
- CHP Krizi değil, ‘Özel Krizi’…
Bilindiği üzere, Mesut Özarslan partisinden istifa etti ve CHP içinde ‘iftira ve tehditlere’ maruz kaldığını ileri sürdü… Özarslan, Genel Başkan Özgür Özel ’in WhatsApp üzerinden…
- Bu bahsin kazananı olmaz…
Spor sektörü diye bir şey var… Bir de futbol sektörü… Ana kaynağı ticari gelirler, yayın gelirleri ve maç günü gelirleri olan koca bir ekosistem … Üstelik İtalya ile birlikte UEFA…
- Şüyu ve Vuku…
Hani meşhur sözdür; tüm iletişimciler uygulamanın içinde bir kere mutlaka kullanmışlardır: “Şüyuu vukuundan beter…” Kastedilen; bir şeyin dedikodusunun, onun gerçekleşmesinden dah…
